GÜNÜMÜZÜN POPÜLER BESLENME TARZI “RAW FOOD”

İnsan beslenmesinde çok çok eskilere gidelim. Hatta ateşin icadından da önceye. Ateş olmadan önce insanlar nasıl besleniyorlordu. Çünkü baktığınız zaman beslenme de ısıl işlem başlıca faktör. Neredeyse bütün yiyecekler için ateşi kullanıyoruz. Ateşi hayatımızdan kısmen ya da tamamen çıkartırsak beslenmemize ne olur.
Ne olacağını ben size söyleyeyim. Raw Food.

Türkçe karşılığı çiğ gıda olan bu terim gıdaların ısıl işlem uygulanmadan, canlı hallerini bozmadan tüketilmelerini ifade etmektedir. Aslında çiğ gıda deyince herkesin kafasında meyve ve sebze türleri canlanabilir ki bu beslenme tarzı sadece meyve ve sebzeleri içermemektedir. Fındık, badem gibi kuru yemişler, yağlı tohumlar hatta çimlendirilmiş mercimek, fasulye, börülce ve tohumlar da raw food diyetine dahil edilmektedir. Evet çimlendirilmiş diyorum gerçekten de raw food beslenme tarzını uygulayanlar tohumları ya da kuru yemişleri çimlenene kadar su içinde bekletmekte ve gıdayı oluşan filizi ile birlikte tüketmektedir. Yeni oluşan bu filiz ürünün besin değerini arttırmaktadır. Et türleri, süt ve süt ürünleri, alkol, kahve, şeker ve un gibi gıdalar ise bu beslenme tarzından yer almamaktadır. Ancak pişirmeye ihtiyaç olmadan tüketilebilmesinden dolayı badem sütü, hindistan cevizi sütü gibi bitkisel sütler bu diyet tarzına dahildir.

İnsanlar neden raw food beslenir?
Çünkü gıdaları pişirmek için uygulanan ısıl işlem çok da faydalı bir yöntem değil.
Yüksek sıcaklık uygulanmasının sebzelerde ki vitamin ve mineralleri yok ettiğini hepimiz çokça kez duyduk ancak raw food beslenme için bu sıcaklık sınırı 45 derecedir. Isıl işlem değeri 45 derecenin üzerine çıktığı zaman sebzelerin doğal yapısında var olan enzimler ve besleyici unsurlar yok oluyor. Aslında burada anahtar kelime enzimler. Sebzelerin yapısında zaten var olan bu enzimler biz sıcaklık uyguladığımız zaman kaybolmakta ve vücudumuz sebzeleri sindirmek için tekrar enzim salgılamak zorunda ve sonuç olarak da daha fazla efor sarf etmektedir. Ama siz çiğ beslendiğiniz zaman hem enzimleri yok etmediğiniz için vücudunuza nefes aldırmış oluyorsunuz hemde gıdalarda ki vitamin ve minerallerden daha fazla faydalanmış oluyorsunuz. Uzun süreli raw food beslenenler daha enerjik olduklarını, uykularının düzene girdiğini, ciltlerinde olumlu anlamda düzelmeler olduğunu, bağışıklıklarının güçlendiğini ve bu beslenme tarzının aynı zamanda zayıflama üzerinde etkili olduğunu da ifade etmektedirler. 

Peki ya madalyonun diğer yüzü?
Evet çok çok eskiden insanlar bu şekilde besleniyorlarmış ancak o dönemde nasıl bir hayatları vardı, nasıl metabolizmaları vardı, ne şartlarda yaşıyorlardı bilmiyoruz. Diğer yandan günümüz de yanlış olan bir şeyi yapıp ölebiliyorlardı da çünkü bir şeyin doğru ya da yanlış olduğunu bir başka ifade ile sağlıklı ya da sağlıksız olduğunu anlama şansları yoktu. Yani o dönemde çiğ beslenmenin sağlıklı beslenme tarzı olduğunu düşünerek değil öyle beslenmek zorunda oldukları için besleniyorlardı. Ayrıca bazı araştırmacılarda raw food beslenen ve bu beslenmeyi savunan insanların üzerinde durduğu enzim konusunu kabul etmemektedir. Hatta bu enzimin bitkinin yapısında var olan bitkisel bir enzim olduğunu, insan vücudu için bir artısının olmadığını savunmaktadır. Raw food beslenenler o enzimleri ısıl işlem ile kaybetmemeye çalışıyor ancak o enzimler zaten midemizde ki asitler ve enzimler ile yok edilmektedir ve sindirime bir artısı olmamaktadır.

Başka bir açıdan bakarsak çiğ beslenme tarzına göre çok yanlış bir uygulama olarak görülen pişirme bir çok uzmana göre de belli bir seviyeye kadar gereklidir. Çünkü sebzelerde insan vücudunun sindirmekte zorlandığı lifler vardır ve ısıl işlem ile bu lifler sindirilebilir hale gelmektedir. Yine domates gibi likopen içeren gıdalarda likopen seviyesi pişirildikçe yükselmektedir. Aynı şekilde baklagillerde pişirme ile vücut için daha faydalı hale gelmektedir. Bu sebeple bilinenin aksine pişmemiş besinlerle beslenme sonucu bazı gıdalardan tam anlamıyla fayda sağlanmamaktadır.

Ne olacak bu işin sonu hangisi doğru hangisi yanlış? 
İki durumu da savunan bir çok insan var ve hepsi kendi açısından doğru. Yüksek ısıl işlem gıdaları sağlıklı hale getirmekten ziyade besinlerde ki A ve C vitamini, folik asit ve diğer çeşitli minerallerin yok olmasına neden olmaktadır. Ancak bazı gıdalar için de belli bir seviyeye kadar sıcaklık uygulamak gereklidir. O zaman önemli olan hangi gıdaları çiğ tüketmemizin daha yararlı olduğunu ya da hangilerine ısıl işlem uygulamamız gerektiğini tartışmalıyız. Böylece çiğ tüketerek gereksiz yere bazı sebzelerin besleyiciliklerini öldürmemiş oluruz ya da bazılarını da pişirerek sıcaklıkla ortaya çıkacak faydalı ögelerden de yararlanmış oluruz.